Nasihat nedir örnek ?

Bengu

New member
Herkese merhaba! Bugün bir soruyla başlayalım: Hepimiz birer zaman diliminde “eyvah, başım dertte” dedik, değil mi? Bir an bir sorunla karşılaştık ve hemen birilerinin elinden tutup bizi bu dertten kurtarmasını istedik. İşte o an devreye nasihat girer. Ama ne kadar ciddiye alırız, orası tartışılır. “Ah, başımda tüy bitmedikçe, bu nasihatler bana gelmez!” diyenlerin de olduğu bir dünyada yaşıyoruz, değil mi?

Nasihat, kelime olarak “öğüt, tavsiye” anlamına gelir. Ancak, başkasının hayatını yönlendirme hakkını kendisinde gören birinin yaptığı nasihat genellikle çok daha karmaşık ve bir o kadar da tartışmalıdır. Herkesin nasihat verme şekli farklıdır, bunun yanında herkesin nasihat alma şekli de farklıdır. Hadi gelin, bu kavramı biraz daha derinlemesine inceleyelim; üstelik eğlenceli bir bakış açısıyla!

Nasihat Nedir, Nerede Başlar?

Nasihat, hayatta karşımıza çıkan zorluklarla ilgili bir yönlendirme, tavsiye veya öneridir. Başka bir deyişle, karşınızdaki kişiye “bunu yapma, şunu yap” şeklinde müdahale etmektir. İyi niyetle yapılan nasihatler elbette ki her zaman değerli olabilir. Ancak, bazen öyle bir noktaya geliriz ki, “Neyin ne olduğunu bana anlatma, sadece bana çözüm ver!” diyecek hâle geliriz. Bunu kimse kabul edemez, değil mi?

Ayrıca, bir konuda sıkça nasihat veren birisi, en iyi ihtimalle “hayat öğretmeni” olarak görülür; en kötü ihtimalle de “nasihat gurusu” ya da “bütün dertlerinize çözüm öneren arkadaş” olarak anılabilir.

Erkeklerin Nasihat Verme Şekli: Çözüm Odaklı “Mühendislik”

Erkekler genellikle çözüm odaklıdır. Hani derler ya, “Bir erkek problemi çözmeden durmaz” diye, işte o kadar! Nasihat verme konusunda da, erkeklerin yaklaşımı genellikle stratejik ve pratik olur. Kısa ve öz olurlar: “Şunu yap, şu olur; şunu yapmazsan, bu olur.” Hepimizin etrafında mutlaka “pratik zekâ” takıntısı olan bir erkek vardır. Mesela Ali, bir gün arkadaşına der ki:

“İnternette ne araştırdığını bırak, bunu bir test edelim, daha hızlı sonuç alırsın. Yok, yok, daha önceki yöntemi deneme, bu işini çözer.”

Burada erkekler, meseleye daha çok çözüm odaklı yaklaşır, duygusal açıdan pek değil; zaten duygusal çözümleri kimse onlara sormaz! Neyse ki bazen işe yarar, bazen de "Hayır, Ali, ben sadece birisiyle dertleşmek istiyorum" şeklinde gülümseniriz.

Örnek mi? Bir arkadaşımın başı iş yerinde tıkanmıştı. Karar verme süreci uzamış, kimse bir şey netleştiremiyordu. Erkek olan diğer arkadaşları, hemen bir çözüm önerdi: “Müşterilere böyle davran, şöyle davran, şu Excel tablosunu kullan, bu iş hallolur.” Tüm öneriler pratikti. Duygusal analiz, biraz daha derinde kalsın! Burada verilen nasihat kesinlikle çözüm odaklıydı ama duygusal desteği genellikle göz ardı etti. Çoğu zaman da işe yaramadı tabii!

Kadınların Nasihat Verme Şekli: Empati ve İletişim Odaklı “Duygusal Akıl”

Şimdi de kadınların nasihat verme tarzına geçelim. Kadınlar, çok güzel bir şekilde derinlemesine düşünür, olayları analiz eder ve bazen bir insanın sadece “duygusal boşalma” ihtiyacını da hisseder. Yani, onların nasihatleri genellikle “Sen ne hissediyorsun?” sorusuyla başlar ve durumu tüm yönleriyle anlamaya yönelik bir sürece dönüşür.

Kadınlar, çoğu zaman çözümden çok, kişinin ruh halini ve yaşadığı duygusal süreci önemserler. Bu durum, birinin nasihat verdiği zamanlarda o kadar belirgindir ki, “Zaten ben de bunu yapmayı düşünüyorum, ama birinin gelip beni anladığını bilmek hoşuma gidiyor!” şeklinde duyduğum yorumlar var. Örneğin, Elif’in arkadaşına verdiği nasihat şöyle olur:

“Senin o durumu yaşadığını hissedebiliyorum. Ama bence önce bir derin nefes al, bir süre yalnız kal, sonra belki karar verebilirsin.”

Kadınların verdiği nasihat genellikle kişisel hissiyatları göz önünde bulunduran, uzun vadeli çözümler öneren bir biçimde olur. O yüzden bazen “çok konuşuyorlar” desek de, bazen de gerçekten büyük fark yaratırlar.

Örnek mi? Zeynep, bir akşam arkadaşına der ki:

“Bunu tek başına yapma, bana güven. Bizim içimizde de aynı duyguları hissettik, bu yüzden önce kendini dinle, sonra birlikte adım atarız.”

Bu yaklaşım, aslında kadınların çoğu zaman "duygusal destek" sunduğunun göstergesidir. Onlar, “Hikâyenin içinde ne hissettin?” sorusunu sorarak, insanları yalnızca çözüm arayışından değil, duygusal dengeyi de yeniden kurmalarına yardımcı olurlar. Yani, basit bir nasihat değil, bir yaşam felsefesi sunarlar.

Nasihat: Kısa Vadede Faydalı, Uzun Vadede Ne Kadar Etkili?

Nasihatları kısaca değerlendirecek olursak, pratikte bazen etkili olabilirler. Ancak her şeyde olduğu gibi, belirli bir bakış açısıyla yapılmış nasihatlerin kısa vadede faydalı olduğunu kabul etsek de, uzun vadede hepimizin kendi yolumuzu bulmamız gerekir. Sonuçta, ne kadar “iyi niyetle yapılırsa yapılsın”, her birey farklı bir yaşam biçimiyle bir yol seçer.

Peki sizce nasihat vermek, gerçekten ne kadar işe yarar? Bazen doğru bir çözüm önerisi, bazen ise sadece bir dinleyen insan olabilmek önemli değil mi? Hangi durumlarda sadece duygusal destek, hangi durumlarda ise bir çözüm önerisi vermek daha etkili olabilir? Yorumlarınızı bekliyorum, çünkü her birimizin farklı yaşam deneyimleri bu tartışmayı zenginleştirebilir!